GERÇEK BALI SADECE BİZDEN YİYİN VE ANLAYIN

EK KATIKSIZ VE KAZIKSIZ BAL
"PEREKLİ" MARKASI VE GARANTİSİ İLE
KG/FİAT: 30 TL TLF; 0535 680 8522
Resimleri "Tık" layarak balımızın üretildiği
Kelkit Öbektaş köyü ile ilgili çiçek ve resimleri
gözleyebilirsiniz

29 Ağustos 2010 Pazar

HAMZA MISIR YAZIYOR - TAKA GAZETESİ/TRABZON

TARİHİ GECENİN NOTU
Hamza Mısır / hmisir@takagazete.com
Önce tribünden başlayalım.
1)Bu atmosferin olduğu her maçı bu takım kazanır.
2) Bu güven ve bu coşku devam ederse Trabzonspor bu sene şampiyon olur.
Gelelim maça;
Anfield Road'da oynanan ilk maçı 1-0 kaybeden Trabzonspor maça gerek tribün atmosferi gerekse de saha içi motivasyonla kusursuz başladı.

Maçtan önceki akşam yaşanan Umut Bulut krizi bile hiç kimsenin umurunda değildi.
Belli ki her oyuncu bu maçta kendilerini nelerin beklediğinin bilincindeydi.
Roy Hodgson, Yattara’nın başına Martin Kelly’i dikti.
Kademesinde de Christian Carragher’i bekletti.
Ancak Yattara bu sıkışıklıkta çok etkili olamadı.
Ama, iki rakip oyuncuyu da kendine bağlayarak takımına büyük avantaj sağladı.
Devre arasında da yerini Alanzinho’ya bıraktı.
Şenol Hoca’nın bu tercihi baştan aşağıya yanlıştı.
Avni Aker’i dolduran o muhteşem diyebileceğimiz taraftarında coşkusuyla oyuna daha ilk dakikalarda ağırlığını koyan Trabzonspor golü de erken bulunca koca Liverpool’u korkuttu.
Sahanın her tarafını kullanan, iyi pas yapan ve rakibi oynatmayan bir takım vardı karşımızda.
Bunun adı da Trabzonspor’du elbette.
Futbolu takip etmeyen birini getirin bu maça ‘Barceleno ile Liverpool’mu oynuyor?’ derse şaşırmam.
İşte Trabzonspor böyle oynadı dün akşam son çeyreğe kadar.
O çok korkulan İngilizlerin kenar atakları 80 dakika işlemedi.
Serkan ve Cale belki de en iyi maçlarından birini çıkardı.
Hollandalı Dirk Kuyt ile David Ngog yoktu sahada.
Dakikalar 65’i gösterdiğinde Şenol hoca oyuna ikinci müdahalesini yaptı.
Ortada yorulan Ceyhun’un yerine Barış Ataş sahadaydı.
Alanzinho ve Barış girince Trabzonspor’un boyu da kısaldı.
Liverpool’da son dakikalarda organize gelmeye başladı.
Bir gol atıp tur garantisini almak için bütün gücünü kullanmaya başladı.
Savunmada Egemen ve Giray kusursuz mücadele etti.
Herkes üzerine düşeni fazlasıyla yaptı.
Taraftarın ‘Haydi gol gol gol’ diye A.Aker’i inlettiği dakikalarda Liverpool’un golü geldi.
Bu golü önceki akşam bu takım 30 dakika çalıştı.
Korkulan oldu ve çalıştıkları şekliyle o gol kaleye girdi.
Trabzonspor Liverpool’a futbol dersi verdi elendi.
Bu tarihi gecede herkes üzerine düşeni fazlasıyla yaptı.
5 Ülkenin milli oyuncularından oluşan bu takıma karşı ancak bu kadar olurdu.

Not; Hamza Mısır bu konuyu yerel basında en iyi ve gerçekçi olarak yorumlayan köşe yazarı olarak kendisine ben de katılıyorum.


Devamını oku...

26 Ağustos 2010 Perşembe

BAL VE TARÇIN'LA GELEN ŞİFA

BAL VE TARÇIN KARIŞIMI İLE GELEN ŞİFA
Bal ve Tarçın karışımı birçok hastalığa iyi gelmektedir. Bal, asırlarca hayati ilaç olarak kullanılmıştır. Bugünün bilim adamları birçok hastalıkların tedavisinde Balı çok etkili bir ilaç olarak kabul etmişlerdir. Bal her türlü hastalıkta herhangi bir yan etkiye sebep olmaksızın kullanılabilmektedir. Bugünün tıp

ilmi, balın tatlı olmasına karşın doğru dozlarda alındığında şeker hastaları için tehlikeli
olmadığını kabul etmektedir. Kanada da yayımlanan ünlü Weekly World News dergisinin 17 Ocak 1995 tarihli sayısında batılı araştırmacılar tarafından bal ve tarçınla tedavi edilen hastalıkların listesini yayınlamıştır.

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ
Hergün kullanılan bal ve tarçın bağışıklık sistemini kuvvetlendirir ve vücudu bakteri ve virus saldırılarına karşı korur.
Araştırmacılara göre bal, birçok vitamin ve büyük miktarda demir içermektedir. Balın düzenli kullanılması, akyuvarlar içerisindeki, bakteriler ve viruslarla savaşan, korpuskülleri de kuvvetlendirir.

HAZIMSIZLIK VE GRİP
Toz tarçın 2 kaşık bal üzerine serpilip yemekten önce alındığında asit oluşumunu ve hazımsızlığı önler. İspanya da yapılan bir araştırmada bal içerisindeki bir maddenin grip mikroplarını öldürdüğü ve hastaları gripten koruduğu saptanmıştır.

İDRAR KESESİ ENFEKSİYONLARI
İki kaşık toz tarçın, bir tatlı kaşığı bal, ılık su içerisinde eritilip içilir. İdrar kesesindeki mikroorganizmalar üzerinde etkilidir.

KANSER
Japonya ve Avustralya da yapılan bir araştırmada, mide ve kemik kanserleri üzerinde başarılı olunmuştur. Bu tür kanserlere yakalanan hastalar günde bir kaşık bal ve bir kaşık tarçını bir ay süreyle günde üç defa almalıdırlar.

KALP HASTALIKLARI
Bal ve tarçınla bir karışım yap ve bunu her sabah kahvaltıda reçel veya marmelat yerine ekmek üzerine sür. Bu uygulama arterlerdeki kolesterolleri eriterek hastaları kalp krizinden korur. Bu uygulama ile, daha önce kalp krizi geçirmiş kişiler, ikinci krizden kilometrelerce uzakta olacaklardır.
Bu uygulamayı düzenli olarak yapan kişilerde solunum güçlüğü ortadan kalkacak ve kalp atışları kuvvetlenecektir.

KISIRLIK
Bal erkeklerin spermalarını kuvvetlendirmek için kullanmışlardır.
Eğer kudretsiz bir erkek düzenli olarak uyumadan önce 2 kaşık bal yerse problemleri çözülecektir.
Çin,Japon ve uzakdoğu ülkelerinde ,gebe kalamıyan ve uterusunu kuvvetlendirmek isteyen kadınlar asırlardır toz Tarçın kullanmaktadırlar
Gebe kalamayan kadınlar bir tutam toz Tarçın ve yarım tatlı kaşığı balı gün boyunca bir bir sakız üzerine koyup çiğnediklerinde tükürükle karışarak yavaş yavaş emilerek etkili olmaktadır.
KOLESTEROL
İki kaşık bal, üç tatlı kaşığı toz tarçın,450 gr. demlenmiş çay içerisinde eritilerek içildiğinde kan kolesterol seviyesi 2 saat içerisinde % 10 düşecektir. Artrit hastalarına tavsiye edilen kür de günde 3 defa kolesterol hastaları i,çin uygulanabilir.
Adı geçen dergideki bilgilere göre günlük gıda ile alınan bal bile kolesterolün düşmesine yardımcı olabilir.

MİDE AĞRILARI
Bal ve tarçın kürlerinin, mide ağrıları için olduğu kadar mide ülserleri için de yararlı olduğu saptanmıştır.

GAZ
Hindistan ve Japonyada yapılan araştırmalar Bal ve Tarçının midedeki gazı giderdiğini göstermiştir.

SAÇ DÖKÜLMESİ
Saçı dökülenlerle tepesi açılanlar sıcak zeytinyağı içerisine bir kaşık bal,bir tatlı kaşığı toz Tarçın ilacesiyle elde edilen krem banyodan önce başa sürülür ve taklaşık 15 dakika bekledikten sonra yıkanır.
5 dakikalık bir uygulama dahi etkili olabilir.

SİVİLCELER VE DERİ
3 kısım bal, 1 kısım Tarçın ile bir krem yapılır. Bu krem uykudan önce sivilceler üzerine sürülür. Sabahleyin ılık su ile yıkanır.
Eğer 2 hafta süreyle her gün uygulanırsa sivilceleri kökünden çıkarır.
Egzama,mantar ve diğer deri enfeksiyonlarında eşit miktardaki Bal ve Tarçın karışımı uygulanır.

SOĞUK ALGINLIĞI
Bir kaşık ılıtılmış Bal,1/4 tatlı kaşığı toz tarçın günde üç defa yenir.
Bu uygulama birçok kronik öksürük,soğuk algınlığı ve sinüslerin temizlenmesi için de geçerlidir.

YORGUNLUK
Bir bardak su içerisinde ½ kaşık bal ve biraz toz tarçının hergün kuşluk vakti ve vücut direncinin düşmeye başladığı takriben saat 15.00 te alındığında bir hafta içerisinde canlılığın arttığını tesbit etmiştir.

ZAYIFLAMA
Bir bardak su içerisine eşit miktarda bal ve tarçın konup kaynatılır. Hergün kahvaltıdan yarım saat önce aç karnına ve yatmadan önce içilir.

Düzenli uygulanırsa kilo verilir.

Ayrıca bu karışım düzenli olarak içildiğinde, yüksek kalorili diyet alınsa bile, vücutta yağın birikmesine engel olur.

Devamını oku...

22 Ağustos 2010 Pazar

VATANDAŞ'A BAL KAZIĞI

İNSANLARIMIZI "GERÇEK BAL"
VAADİ
İLE KAZIKLAMAK..!
Piyasayı saran sahte "BAL" furyası olduğu doğru .
Bugünlerde gerçekten tabii ve hakiki, ilaç olacak insanlarımıza
şifa verecek nitelikte bal bulup yemek bir mesele olmuştur.
Eskiden "Şeker Bal'ı" derken, bu gün de "Tatlandırıcı" diye
mısır'dan yapılan tatlı şebeti balları ve diğer ne idüğü belirsiz
maddelerden yapılan piyasada kova-kova satılan ballar daha bir mesele.
Fakat bu sahte bal furyasını fırsat bilen bazı fırsatçılar balları gereçek
fakat fiyatları sahte yani "Kazıııık"...Ne o yaaa..insaf 1 Kg. Bal 150-175 TL olur mu?
Yani zavallı halk yağmurdan kaçıp doluya tutuluyor.
İşte size fırsat "PEREKLİ" balı. Kelkit'in ÖBEKTAŞKÖYÜ yaylası bal'ı.
Fiatı, tadı kokusu ile ve gerçeği ile bir yiyin sonra bir daha benden ayrılamıyacaksınız.

Devamını oku...

21 Ağustos 2010 Cumartesi

ORDU'DA KÖSTEBEK Mİ VAR?

ORDU’DA KÖSTEBEK İHANETİ Mİ?
Bu yıl ayyuka çıkan ordu içinde köstebek dedikoduları bundan evvel asla bu denli açıktan dile getirilmemiştir.
Doğrusu durup dururken bunca ihanet suçlamalarını hele hele Türk ordusu için gündeme getirmek kolay değil.
Getirildi ise demek ki dumanı çıkan bu ateş bacayı sarmış.
Nedir bu “Heron ihaneti?” “Heronlar karakola yaklaşan terörist gurubunu tesbit etti fakat hiçbir tedbir alınmadı..!”…Güya.

Hantepe ve Dağlıca baskınları..Heronlar görüntüyü naklediyor ama birileri bunları karakollara aktarmıyor…Olur iş değil yani.
Aman Tanrım… "Çok PKK'lı vuruluyor, Heronları düşürün"..!
Kim bu hainler? istihbarata anında vakıf olup gizleyenler?
MİT, skandal konuşmayı dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ'a göndermiş, o da askeri savcılara soruşturma talimatı vermiş..Peki n’oldu?
Eğer MİT bu bilgilere vakıf olmuşsa demek ki olay doğru.
Hiç kimse hikaye okumasın, burada şehit olan gençlerden altısının ebeveyni mahkeme kapılarına dayandı sorumlulara yetkililer dava açıyor…kolay iş değil haaa..adamın uykuları kaçıyor.
Eğer konu “ Silahlı kuvvetleri yıpratmak için menfi propaganda inanmayın” sa, gereği yapılsın.
Yok Eğer TV ve Gazetelerdeki bu iddialar yalan, montaj ve uydurma, yanlış yorum ve bilgi ise o zaman genel kurmay ve hükumet bunlar hakkında hemen gereğini yapmalı ki galiba başlatılmış fakat neden bu denli mütereddit davranıldı konu çok hassas.
Bundan beş-altı yıl önce oralarda askerlik yapan birkaç delikanlı bana “Abi yaaa..150-200 kişilik PKK gurubunu vadide kıstırdık üsteğmen ateş dese köklerini kazıyacağız, ama gel gör ki, “Bırakın gitsinler..!” diye emir geliyor…gel de ağlama.
İnsanın aklına gelen “Ordu’da köstebek mi, karşı taraf sempatizBunlar dalalet mi ihanet mi, kim tesbit edip ayıklayacak?
Genel kurmay başkanı Sn.Başbuğ yakında emekli…emekli olmakla bu vebalden kurtulunmuyor..bu konuda ne yaptı?
Anlamam, ölene kadar bunlara cevap vermeli.
Benim içim parçalanıyor ağlamamak için kendimi sıkıyorum.
“12 Eylül 1980 den beş-altı ay önce idi, Yomra lisesi’nde müdürüm, bir öğrencim boynuma sarılıyor, ağlıyor “Hocam acaba bizim devletimiz yıkılacak mı, n’oluyoruz” diyor.
“Korkma Aslanım evvel Allah kale gibi ordumuz var bulurlar bir çaresini” dedim çocuk rahatladı…kale gibi ordu.
Eee..şimdi, Allah korusun güvendiğimiz dağlara sakın kar yağmıya…olur mu?...Oluuur..her devirde “Damat Ferit paşalar” olur ammaaa…bunları ilgililer temizler…di.
İşte biz de bunu bekliyoruz…Eskiden “Gaflet” derdik.
Ya şimdi? Varsa, kim bu hainler...bunları kim ayıklayacak?

Devamını oku...

SEYİT RIZA'DAN SELAHATTİN DEMİRTAŞ'A

SEYİT RIZA’DAN SELAHATTİN DEMİRTAŞ’A
Bay Selahattin Demirtaş ve avanesi.
Kürtçülük peşinde, Güneydoğu’nun zengin varlıklı bir eli yağda diğer eli balda derebeyi ve ya derebeylerinden biri.
Diğer teknik tabirle Güneydoğuda ki Feodalitenin Feodallerinden biri.
1930 lardan 2010 lara gelinmiş zihniyet ve ihanet mantık ve formatında değişen hiçbir şey yok.

Tüm gayret ve çabalar oralardaki feodal düzen bozulmasın, zenginlerin menfaatleri şaşmasın.
1930 LARDA Seyit Rıza da Tunceli(Dersim) halkının bir kısmını güya “Kürtçülük” sloganı ile diğer bir kısmını da “Alevilik elden gidiyor” hikâyesi ile kışkırtıp devlete karşı ayağa kaldırdı.
Yapılan köprüleri, okulları, hükumet binalarını yaktırdılar.
Şimdinin de PKK sı aynı faaliyete devam ediyor.
Sahipler kim?..DTP ve ağaları…başlar Bay Selahattin Demirtaş.
PKK ları Devletin, boru hatlarını, okullarını, askeri karakollarını basıyor, iş makinelerini yakıyor.
Neden?..Bura insanı uyanmasın, üç kuruş kazanmasın.
Kazanırsa ne olur, Selahattinlere, Ahmetler, Sakıklara mıdara etmez.
Adam kazandığı üç kuruşla çoluk çocuğunu bakar ağalarına el açmaz.
Olur mu?...Olmaaaz…siz kimsiniz de ağalara ve hanım ağalara el açmadan yaşayacaksınız?
Mesele bu, birkaç ruhsuz uşak bulup kişilik sahibi olmaya çalışan bu zavallılara musallat et onları da etkisiz hale getir.
Devletin hizmetinden yararlanmak yok.
E niye?… o zaman bay Selahattin kimin ve neyin ağası olacak?
Onların düdüğü ötsün, yoksa Kürtçülük, Alevilik, ezilmişlik hep bahane ..uyuma Güneyli kardeşim uyaaan.
Kul olacaksan önce Allah’a sonra devlete kul ol, ağalara, insanlara kul olmak insanlığa yakışmaaaz.
Seyit Rıza yakalandı akabinde ne dedi? “Soranlara söyleyin Seyit Rıza devlete başkaldırmakla divane oldu”
Pekii..Apdullah yakalanınca ne dedi? ”Türk hükumeti’nin emrindeyim…vs” demek ki yakalanınca Kurtlar Tilkiye dönüyor.
Neden?...Zira mücadele Allah için, halk ve hak için değil.
Ya…şahsi menfaat ve itibar için, otorite sevdası..gerisi hikâye.
Halkı baskı ile refarandumdan "boykot" zorlaması ile uzaklaştırmak..!
Neden?..Haaa..olur ki halk onu dinlemez belki "evet" veya "hayır" der.
Boykotla insanların önünü zorbalarla kesecek...Hani Syyit Rıza hani Bay Selahattinler?

Devamını oku...

30 Mayıs 2010 Pazar

İSRAEL AND PALESTİNİAN PROBLEMS

Israeli-Palestinian Talks Resuming After Two Years
But negotiations likely to stumble again when a settlement moratorium ends.
Bernat Armangue / AP
Settlement construction may start again full-swing just a few weeks after the start of the new talks.
Israeli and Palestinian leaders will finally meet again next month, nearly two years after negotiations were halted. Face-to-face talks between the two sides is a bit of a diplomatic coup for Secretary of State Hillary Clinton. And the framing is ambitious, with a goal to "relaunch direct negotiations to resolve all final-status issues, which we believe can be completed within one year."


Palestinian Authority President Mahmoud Abbas had said his side would not come to the table unless Israel froze construction of settlements. Israeli Prime Minister Benjamin Netanyahu said any halt in the building of Jewish homes in the West Bank and East Jerusalem should be part of the negotiations—not a precondition.

The issue brought Israeli-U.S. relations to their lowest point in decades in March, after Israel’s government announced expansion of settlements in East Jerusalem just as Vice President Joe Biden arrived in Israel to push on that very issue. The Israelis did agree last fall to a half-measure, a 10-month freeze on new building in the West Bank. The moratorium didn’t apply to building within East Jerusalem or ongoing construction projects in the West Bank.

But the further growth of settlements during the negotiations is likely to be as much a sticking point as it was in the past. The partial moratorium on their construction is set to expire Sept. 26. And members of Israel’s right-wing coalition have said that after that date construction will be back to normal.

"When we took the decision on the settlement freeze, we said explicitly that it was only for 10 months and that afterward life would return to the way it was," Foreign Minister Avigdor Lieberman said during a visit to a settlement.


Devamını oku...

SAHTE BALLAR'A DİKKAT - BE CAREFULL FOR THE FAKE HONEYS

DANGERES FROM THE FAKED HONEYS
BAL İLE GELEN TEHLİKELER
Bu yıl yeni Arıcılık sezonu açılınca Arı kovanları sahipleri yaylalar’da yer kapmak için adeta birbirleri ile yarış halindeler.
Arı kovanlarının yaylalar’da yazlatılması ve bal üretimi bir kısım kimselerin sandığı gibi “Armut piş ağzıma düş” şeklinde değildir.
Yani Arılar balları kovalar’a değil de “Kovanlar’a” koymaktadır.
Buradan da bal’ın hasadı sanıldığı kadar öyle kolay bir işlem değil.

Arıcı bal hasadı için Arıları ile sağım zamanı adeta harp eder.
Ya dağlarda çekilen yokluk ve perişanlık, çadır eziyetleri, su yoklukları, Ayıların saldırıları, yiyecek yoklukları , günlerce yenilen kuru ekmekler.
Bunlar heeep bu mesleğin zor taraflarıdır.
Hele de , o yıl verim olmayınca Dağ’da ki Arıcının ağzını bıçak açmaz.
Fakaaat…işin en zor ve can alıcı tarafı nerede biliyormusunuz?
Düşünün ki o yıl biraz mevsim verimsiz geçerse yapılan bunca masraflar, verilen emekler ve karşılıkları nasıl ve nereden temin edilecek?
İşte esas tehlike buradan sonra başlıyor.
İnsan gibi insan yüreği temiz ve ,inançlı, halkını düşünen üretici Allah ne verdi ise boynunu büküp olan mahsulünü hasat edip çevresine satar.
Bunun karşılığı, onun ne masrafı ne de emeğini doldurur.
Fakat dedik ya insan oğlu insan.
Ya bir de insanlıktan nasibini kaybetmiş, para hırsı gözünü bürümüş, insanlarının veya komşularının sağlığı, hastalığı ve sıhhati hiç umurunda olmayan sözde Arıcı olacak o “Cemiyet düşmanlarına “ ne demeli.
İşte esas tehlike burada başlıyor.
İnsanlarımız Bal’ı ne için yer? Gıda almak, sağlıklı kalmak veya hastası vardır balın şifasına güvenip ondan şifa bulmak için…Değil mi?
İşte maalesef burada duracaksınız.
Eskiden “Şeker Bal” ı diye bir mesele vardı ya.
Artık şeker balına da fit olun yani bildiğimiz çay şekerinden Arılara yedirilerek yapılan bal için zil takıp oynayın…!
Niye mi?...Şundan…artık bir de piyasada Mısır’dan üretilen belki de “GDO” lu dediğimiz tatlandırıcı maddeler var ya.
Hah işte bu tatlandırıcı maddeler artık zavallı hayvanlara yediriliyor ve bal’ı bundan yaptırıyorlar.
Bu insanlarda elbette insaf ve insanlık diye bir şeyi düşünmenizi zaten beklemiyorum…insanlık nerdeee…bunlar nerde?
İşte tehlike “Bal’dan şifa bulayıp derken belâ’yı buldunuz” afiyet olsun!!.
Haaa…bir de…bu adamlar biraz daha insaflı, hiç olmazsa Bal’ı Arı’nın kursağından geçirtiyorlar(!) .
Ya diğer insan kılıklı insanlık dışı adamlar?
Doğrudan bu GDO’lu maddeleri nasıl yapıp nasıl pişiririler akıl almaz Bal’a benzer hale getirip üzerine bir miktar mum kırıntıları atıp size bal diye kasıyorlar ya...işte en büyük tehlike burada.
Diğer bir mesele Dağlar’da Bal koydukları teneke veya kapların ne derece temiz olduğu da şüpheli, içmeye suları yok bal koyacakları kapları nasıl yıkayıp arıtırlar …peki bunları kim denetleyip insanlar kendilerini nasıl koruyacaklar?
Bakın siz siz olun bilmediğiniz yerlerden, kişilerden “Şifa niyetine” Bal almayın artık, bunları sadece elden değil maalesef marketlerde de kavanozlayıp insanlara “Zehiri altın kasede” maalesef “Bal” diye sunuyorlar.


Devamını oku...